65.00

Kam Ana Kadimden Bugüne Masallar

“İlk edebi anlatımların en tanıdık sesindeki sevgidir masallar.
Heceler, cümleler arttıkça kitaplara dönüşüp tıngır mıngır ritminde düşsel danslardır masallar; Kahramanın yerine geçip devleri yendiğimiz, darda olanı engine, zorda olanı zengine çevirdiğimiz, umuttur masallar.
İyiye, güzele doğruya inancımızı yeşerten uçsuz bucaksız yüreklerdir masallar. Kendinize bir iyilik yapın, okuyun, anlatın, anlayın ve anda kalın diye masallar….”

Eserde kadim zamanların döngüselliğine ve bu döngüselliğin bütünülüğüne vurgu yapan 12 masal ve
1 önsöz yer almaktadır: “Güneş ve takvimindeki 12 ay gibi”
Eserde yer alan masalların arka planında kendini arayan ve kendini gerçekleştirmeye çalışan insanın
sorularına cevaplar bulunmaktadır.
Anlatıların minyatür sanatçısının kaleminden ve yorumuyla nakşedilmesi de geleneğin kıymetini
vurgulamaktadır.
Sözlü kültürün taşıyıcısı masalların kadimden bugüne ve geleceğe ulaşması için bir araç, bir binek, bir
yoldaştır Kam Ana.

Kitap Adı: Kam Ana-Kadimden Bugüne Masallar
Yazar: Hilal Koçyiğit
Resimleyen : Fatma Alparslan
Yayınevi: Nito Kitap
Hamur Tipi: 2. Hamur
Baskı Sayısı: 1. Basım
İlk Baskı Yılı: 2018
Sayfa Sayısı: 160
Ebat: 13,5 x 21
ISBN: 9786058201613

Stok kodu: 100 Kategoriler:
Paylaş

Yazarı Tanıyın

" Küçüktü, ufacıktı ve biricik dedesinin dizinde masallar dinlerdi. Daha tekerleme kısmında kapılıp gittiği düşler aleminde devleri yendiği, cadıları alt ettiği serüvenleri soluksuz yaşadı. Masallardan arta kalan zamanlarda oyundan ve hayal aleminden ayrı durmadı. Mavi uzun saçlar ve patates kızartması ağacı düşlerdi. Yıllar sonra bir filmde gördüğü sucuk ağacıyla hayli eğlendi. Takvimin dışında akan eylemleri sevdi. Yetiştiği coğrafyadaki hıdrellezleri, zeytin ayıklanan geceleri, turfandaları ; köklerinin olduğu diyardan kavurma zamanlarını, yassılık geleneğini, kurutmalıkları, salça yazını, konserve güzünü dizerdi abaküs gibi yıl yıl. Daha küçükken sınıf kütüphanesindeki kitapları okurken okulda kilitli kaldı. Okumak onun düş dünyasının kapılarından bir diğeriydi. Resmi bayram kutlamasına sırf istemediği giysiyi giymemek için pijamasıyla çıkacak yaşlardan bugüne ille de kendi yolum diye ısrar etti. Yürüdü, düştü, dizleri ve yüreği kanadı ama yürüdü işte. Burnu da yolu gibi belki bu yüzden dikti. Yazılıdan, sözlüden; muhacirden, yerliden; batıdan, doğudan; tekte, üçte; camide cemde, annesinden, evladından; sevgiliden, sevenden; öğrencisinden, öğretmeninden ne varsa anlatılan biriktirdi, katıldı, kattı ve anlattı. Elinde kam davulu, dilinde gelenek, gönlünde ve ardında inandığı şifayla masallar anlatıyor. 18 yıllık öğretmenlik yaşamının sırrı anlatı efsunuyla buluşması idi. Tüm bu anlatı nasiplerinden buluştuklarını kitabıyla elçi olarak sundu. Ayarsız Dergi’de Anlatacak Çok Şey Var deyip yazmaya devam ediyor. Masallar tüm taraflarını ayrı ayrı gözlemeye, anlamaya çalıştığı yoluydu ve bu kadın kendi masalını yaşamak için ayağında demir çarık yıllarca yürüdü, yürüdü ve yürüyor. "